Haberler

Dünya Tuza Dikkat Haftası

TUZU AZALTIN SAĞLIĞINIZIN  TADI  KAÇMASIN…

DÜNYA TUZA DİKKAT HAFTASI

 

 Tuz -Sodyum Nedir ve Nerelerden Alınır?

Tuz uygarlık tarihi bakımından önemi olan ve tarih öncesinden beri bilinen değerli bir (mineral) madendir. İnsan ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra tuzu kullanmayı öğrenmiş ve önemi günden güne artmıştır. Eskiden sadece gıdaların lezzetini arttırmak ve onları saklamak için kullanılan tuz zaman içinde sanayide de yer almaya başlamış, son iki yüz yıl içinde de sağlık dahil endüstriyel amaçlı pek çok alanda kullanılmaya başlanmıştır.

Tuz , besinlerin  bileşiminde bulunduğu gibi , göllerden ,denizlerden ve kayalardan  saf olarak da elde edilir. Sofra tuzunun asıl adı “sodyum klorür” dür.  Tuzun %60’ ı klor, %40’ ı ise sodyumdan oluşur. Tuzun 1 gramında 400 mg sodyum bulunur.

İnsan vücudunun bazı fonksiyonları için sodyuma ihtiyacı varken fazla alınması yüksek kan basıncı başta olmak üzere inme, kalp hastalıkları ve böbrek hastalıklarına neden olabilmektedir. Vücutta sıvı ve kan basıncı dengesinin düzenlenmesi, kas ve sinir sisteminin düzgün çalışması için sodyum gereklidir. Bir yetişkinin sağlıklı bir biçimde yaşantısını sürdürebilmesi için günde 1500 mg sodyuma ihtiyacı vardır. Bu değer bile son dönemde bazı kaynaklarda yüksek olarak nitelendirilmektedir .

Tükettiğimiz   sodyumun bir kısmı mutfak masamızdaki yemeklere eklenen tuzdan gelse de ; et suyu tabletler, hazır çorbalar, salamura besinler (zeytin,peynir,turşu gibi), konserveler , sucuk , sosis , salam gibi ürünler ,ketçap, hardal, salça ,karbonat,kabartma tozu, soya sosu, krakerler, tuzlu kuruyemişler ve fast –food besinler de  yüksek miktarda sodyum içerir. Bu gibi işlenmiş besinler sodyum alımının % 75 ini oluşturur.

Tuzlu besinleri tercih etmek sonradan kazanılan bir özelliktir. Bu nedenle aşırı tuz tüketimi de değiştirilebilir bir sağlıksız beslenme uygulamasıdır ve birçok kronik hastalığın temelinde yer almaktadır. Özellikle oluşumunda aşırı tuz tüketiminin  önemli etken olduğu hipertansiyon, dünyada önlenebilir ölüm nedenleri içinde bir numaralı risk faktörüdür. Ayrıca aşırı tuz tüketiminin  kalp hastalıkları , böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türleri ve osteoporoz gelişimi  ile de yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir.

Bu nedenlerle Dünya Sağlık Örgütü günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram( Bir çay kaşığı ) olarak önermektedir. Bu miktar ise yemeklere tuz eklemeden doğal olarak günlük tüketilen yiyecek ve içeceklerle sağlanmaktadır.

 Tuz tüketimi  günde  10 gramdan 5 grama düşürüldüğünde  inme   geçirme riski %23 ve  kalp damar hastalıkları riski de  %17 azalmaktadır. Ayrıca yapılan çeşitli çalışmalarla diyet tuzunun günde 1gr azaltılmasının felçlerde %5 ve kalp krizlerinde %3lük bir azalma sağladığı gösterilmiştir.

Sağlıklı yetişkinler için önerilen ortalama günlük tuz miktarı 5 gram iken  ülkemizde  günlük tuz tüketim ortalamasının  18 g/gün olduğu saptanmıştır.

Ülkemizde  ekmek, geleneksel ürünler (turşu, salamura, konserve vb), peynir ve diğer işlenmiş ürünler ile yemek hazırlarken ve masada ilave edilen tuzun aşırı yükü oluşturduğu düşünülmektedir.

Sonuç olarak ülkemizde tuz tüketimi önerilen değerlerin üç katı kadardır. Fazla tuz tüketimi yüksek kan basıncı artışına neden olmaktadır. Yüksek kan basıncı ise ülkemizde ölümlerin ve hastalık yükünün en önemli nedeni olan kalp hastalıklarının önde gelen risk faktörüdür. Ayrıca mide kanseri, osteoporoz, böbrek hastalıkları ile yakından ilişkilidir. Halk sağlığının korunması ve hastalıkların oluşumunun önlenmesinde multidisipliner bir yaklaşım ile toplumumuzda tuz tüketimin kademeli olarak önerilen seviyelere düşürülmesi için tuz tüketiminin azaltılmasına çalışma yapılması gerekliliği gündeme gelmiştir.

         TUZ  TÜKETİMİNİ  AZALTMANIN  YOLLARI  NELERDİR ?

*Taze ve tuz eklenmemiş besinler tercih edilmelidir. Yemeklerin tadına bakmadan tuz eklenmeyin

*Sofrada tuzluk kullanmamakla tuz alımı %15 azaltabilirsiniz

*Yemeğin  lezzetini  arttırmak için tuz yerine maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen, limon kullanabilirsiniz

*Tuz içeriği yüksek olan salamura besinler (zeytin,peynir,turşu gibi) konserveler soya sosu, ketçap vb daha az tüketin

*Taze sebze meyve tüketimi arttırın

*Satın aldığınız besinlerin etiketlerini okunup , daha az tuzlu olanları tercih edin

*Ev dışında yemek yiyorsanız daha az tuzlu olanları tercih edin

Damak tadı alışkanlığı çocuklukta şekillenir bu nedenle ;

* 1 yaşına gelene kadar bebeklerin yemeğine sofra tuzu koymayın

* Bebeğinizi kendi yemeğinizin tuz içeriği  yüksek, besleyici özelliği düşük olan suyu ile beslemeyin

* Sosis , salam, mısır gevreği, hazır çorba gibi işlenmiş ürünlerden uzak durun

* Şekerli bisküvi, kraker ile katkı ve koruyucu içeren besinler vermeyin

  Sloganımızı yaşam şekli haline getirin

TUZU AZALTIN SAĞLIĞINIZIN  TADI  KAÇMASIN…

 

Az tuzlu ve çok sağlıklı günler dilerim.

Uzman Diyetisyen Ebru DOĞANAY

Aliağa Devlet Hastanesi

Haber Listesine Geri Dön



© 2012 T.C. Sağlık Bakanlığı Aliağa Devlet Hastanesi. Tüm Hakları Saklıdır.