Kadın Hastalıkları ve Doğum


-Gebelik takibi, tahlil ve muayeneleri

-Jinekolojik hastalıkların tanı ve tedavisi

-Menopoz dönemine özel tahlil ve tedaviler

-Epidural anestezi ile ağrısız normal doğum

-Spinal anestezi ile sezaryen doğum

-Laparoskopik cerrahi tedaviler

-İnfertilite tedavisinde gerekli tetkikler

-Abdominal ve vajinal operasyonlar

-Smear alınması

-Obstetrik ve jinekolojik ultrasonografi

-Gebelik durumu ve doğumla ilgili en cok merak edilenler

Doğum için hastaneye ne zaman gitmem gerekir ?

Hastaları doğum eylemi açısından uyaracak bazı bulgular olarak; halk arasında nişan olarak tabir edilen kanlı mukustan oluşan bir akıntının görülmesini takiben doğum genellikle 48 içinde başlar. Karında fundus adı verilen rahmin tepe kısmından başlayıp rahim boyunca belin alt kısmına yayılan şiddet ve sıklığı giderek artan kasılmalar gerçek doğum eyleminin bir belirtisi olabilir. Genelde daha önce doğum yapmış kadınlarda gebeliğin son aylarında görülen düzensiz, süreleri birbirinden farklı karın alt kısmı ve kasıklarda hissedilen kasılmalar yalancı doğum sancılarıdır ve doğum eylemini göstermez. Bebeğin su kesesinin açılmasına bağlı olarak doğum kanalından aniden su boşalması durumunda da hemen hastaneye başvurulması gerekmektedir. Hastaların hastaneye yatırılmalarında gerçek ve yalancı doğum eyleminin ayrımı önemlidir.

Başka bir sağlık merkezinde takip oldum, doğum için hastanenize başvurabilir miyim ? 

Evet. 
Takip olduğunuz sağlık merkezindeki tetkiklerinizle birlikte başvurmanız gebeliğinizin gelişimini anlayabilmek açısından önemlidir.

Normal poliklinik takiplerime gidiyorum, hangi durumlarda acil polikliniğe başvurmam gerekir ? 

İlk soruda anlatıldığı üzere nişanın gelmesi, doğum sancılarının düzenli ve şiddeti giderek artmasının hissedilmesi, su kesesinin açılmasının yanında; 
ağrılı veya ağrısız vajinal kanamanın olması, 
bebek hareketlerinin alışılmadık şekilde azalması veya durması durumlarında 24 saat hizmet veren acil polikliniğimize başvurabilirsiniz.

Hastanenizde ağrısız doğum yapılıyor mu ?

Son yıllarda kamuoyunun gündemine sıklıkla gelen ağrısız doğum, tıbbi açıdan uygun görülen hastalara kliniğimizde uzman anestezi doktorları tarafından uygulanmaktadır. Belden uygulanan epidural veya spinal yöntemle ağrı kesici verilmektedir. Hastalara oldukça konfor sağlayan bu yöntemle doğum eylemi birkaç saat uzayabilmektedir.

Doğum şekline ne zaman, kim karar veriyor ? 

Hastanın doğum şekline doğum eyleminin takibi sırasında kadın doğum uzman doktoru tarafından anne ve bebeğin durumları değerlendirilerek karar verilebilmektedir. Dikişsiz normal doğumun yanı sıra doğumu kolaylaştırmak için dikişli normal doğum ve normal yolla doğumun gerçekleştirilemediği durumlarda da sezaryenle doğum uygulanabilmektedir.

Doğum sonrası ne kadar süre hastanede yatmam gerekir ? 

Normal doğum hastaları için doğum sonrası Doğum odasındaki 1 saatlik takip sonrası serviste de ek tıbbi bir komplikasyon oluşmaması üzerine ertesi gün taburcu edilebilmektedir. Sezaryen hastaları ise doğum sonrası ek tıbbi bir komplikasyon oluşmaması halinde 48 saatten sonra taburcu edilebilmektedirler.

Doğum sonrası banyo yapabilir miyim ? 

Dikişli veya dikişsiz normal doğum yapan hastalarımız hastaneden çıkar çıkmaz lohusalık dönemi boyunca ayaktan olmak şartıyla banyo yapabilir. Sezaryenle doğum yapan hastalarımız ise 1 hafta sonra dikişlerini aldırmalarının ardından lohusalık boyunca yine ayakta olmak şartıyla banyo yapabilirler.

Hastalara önerilerimiz nelerdir ?

Sağlıklı ve rahat bir gebelik dönemi geçirebilmeniz için düzenli kontrollerinize gitmeniz gerekmektedir. Sizi gebelik boyunca rahatsız edebilecek bazı durumlar bu takiplerde kolaylıkla teşhis edilip tedavi edilebilir. 
Ayrıca, bu takiplere gitmeniz doğum sırasında sizin doğumunuza yardımcı olacak doktorlara da yol gösterici olacaktır. Bu sebeple hastaneye yatış sırasında, eğer daha önce gittiğinizi takiplerle ilgili tahlil-tetkikleri varsa yanınızda getirmeniz yararlı olacaktır

Poliklinik takibi esnasında Gebe Takibi için Kliniğimizde Yapılan Tetkikler:

1. USG

2. Doppler USG

3. NST

4. Biyokimya, Mikrobiyoloji, Hematoloji, Hormon tetkikleri

Gebelik sırasında oluşabilecek bazı durumlar hakkında kısa bilgiler

Rh İsoimmunizasyonu:

Rh negatif annenin Rh (D) + fetüse gebe kalması sonucu, fetüsden anneye geçen eritrositlerin yani Rh faktörünün, anneyi immunize etmesi sonucu annede oluşan anti D antikorların tekrar plasental yolla fetüse geçerek orada antijen antikor reaksionu oluşması ve fetal eritrositlerin tahribatıyla başlayan olaylar dizisidir. İntrauterin transfüzyon da dahil olmak üzere gerekli takip ve tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Gebelik ve Hipertansiyon (yüksek tansiyon):

Tansiyonu yüksek tespit edilen bir gebede bu; önceden varolan bir hipertansiyona , altta yatan bir hastalığa yada Preeklampsiye bağlı olabilir. Gebelikte oluşan tansiyon yüksekliği bebek ve anne için bir hastalık ve hayati tehlike sebebidir. Her gebede tansiyon ölçümleri gebeliğin başlangıcından itibaren düzenli aralıklarla yapılmalıdır.

Diabet:

Diabetes mellitus (şeker hastalığı) insulin salgılanması ve/veya insulin etkisindeki eksiklik sonucunda ortaya çıkan vücudun temel yapı taşları olan ve gıdalarla alınan karbonhidrat, yağ ve protein kullanımındaki bozukluktur. Gebelik öncesi veya gebelik esnasında ortaya çıkan tipleri mevcuttur. Hastanemizde bu amaçla tarama yapılmaktadır.

Amniyos sıvısı ile ilgili normal dışı durumlar:

Amniyos sıvısnın gebelik haftalarına göre miktarı oldukça değişkendir ve ultrasonografide rahim içinde bebeğin etrafını saran siyah boşluklar şeklinde gözlenir.Amniyos sıvısının miktarı ile ilgili sorunlar saptandığında ve özellikle de sıvının çok artmış, ya da çok azalmış olduğu belirlendiğinde öncelikle bebekte doğumsal kusur olmadığı saptanmaya çalışıldıktan sonra; sıvı miktarını değiştiren çok sayıda neden olabileceğinden bu durumlar ayrı ayrı ele alınır.

İntrauterin Gelişme Geriliği:

Fetusun çeşitli nedenlerle gebelik haftasıyla uyumlu büyüme ve gelişme gösterememesi durumunda intrauterin (=uterus içi) gelişme geriliğinden (İUGG) bahsedilir. İUGG tüm gebeliklerin yaklaşık %3 ünde ortaya çıkar ve ciddi bir durumdur.

Çoğul Gebelikler:

Gebelik takibi esnasında iki veya daha fazla sayıda bebek taşıyan anneler diğer gebelere oranla daha yüksek risk taşımaktadır. Yaklaşık olarak tüm gebelikler içinde %1 oranında görülen çoğul gebelik, oldukça hoş bir sürpriz olmakla beraber yanı sıra getirebileceği riskler açısından da ciddi bir durum olarak kabul edilmekte ve riskli gebelikler konumunda incelenmektedir.

Adölesan ve İleri Yaş Gebelikler:

16 yaş altında ve 40 yaş üstünde oluşan gebeliklerdir. Bu yaşlarda gebeliğin çeşitli sakıncaları vardır. Gebelik ve doğum komplikasyonları bu hasta grubunda daha sık görülmektedir.

Tekralayan Gebelik Kayıpları:

Tekrarlayan gebelik kaybı 20 haftadan önce ardı ardına üç gebelik kaybının olmasıdır. Tekrarlayan gebelik kayıpları gebeliklerin %0.5-1 ini oluşturmaktadır. % 60 ında neden saptanamaz. Eğer sebep anatomik ise tedaviden en çok yarar görür. Diğer nedenlerin de spesifik tedavi yöntemleri olmakla beraber, sonuçlar her zaman yüz güldürücü olmayabilir.

Gebelik ve Sistemik Hastalıklar:

Annede daha önceden varolan sistemik hastalıklar gebeliğin seyrini ve fetusun gelişimini etkileyebileceği için mutlaka takip eden doktora bildirilmelidir.

Doğumsal Kusurlar:

Ultrasonografi incelemesinde uygun bir gebelik haftasında, çözünürlüğü iyi bir ultrasonografi cihazıyla, dikkatlice ve sistematik bir şekilde tarama yapıldığında birçok yapısal kusur görülebilir. Bunlardan yaşamla bağdaşmayan anomaliler gebelik haftası uygunsa tahliye amacıyla sağlık kuruluna sevk edilir.

Erken Doğum Eylemi:

Gebeliğin 20. haftasından sonra ve 37. haftasından önce, henüz tam olgunluğa ulaşmamış bebeğin dünyaya gelmesidir. 37. gebelik haftasından önce doğum ağrılarının başlaması da erken doğum tehdidi olarak adlandırılır. Prematüre bebeklerin en önemli sorunu, akciğer gelişimlerindeki yetersizlik sonucu solunum zorluğu yaşamalarıdır. Ayrıca bebek ne kadar erken dünyaya gelmişse, santral sinir sistemi ile ilgili sorun riski de o kadar fazladır. Prematürite, yeni doğan bebek ölümleri içinde en sık rastlanan nedendir. Erken doğum sonucu dünyaya gelen bebeklerin riski, doğum anındaki gebelik haftası ilerledikçe azalır.

Erken Membran Rüptürü:

Bebeğin normal fonksiyonları, büyüme ve gelişimi ve rahat hareket etmesini sağlamak için amniyon sıvısı gereklidir. Bu sıvı, amniyon ve koryon adı verilen zarlarla çevrilidir ve gebelikte oldukça önemli işlevleri olan dinamik bir sıvıdır. Erken membran rüptürü (EMR); amniyon kesesinin doğum henüz başlamadan yırtılması ve suların gelmeye başlamasıdır. Amniyon kesesinin yırtılmasının ardından bebekle dış dünya arasındaki mikrop geçişini engelleyici filtre mekanizması artık ortadan kalkmış olur. 37. gebelik haftasından önce amniyotik membran yırtılmış ile prematüre EMR denir. Erken membran rüptürü, erken doğumun en önde gelen nedenlerindendir. Tüm gebeliklerin yaklaşık %10 unda görülmektedir. Anne adayları aniden vaginadan boşalan bir sıvıdan bahsederler. Ancak bu sıvı boşalması her zaman çok belirgin olmayabilir ve aralıklı olarak az miktarda gelebilir.

Ağrısız Doğum:

Doğum eyleminin birinci evresinde uterus kasılmaları ve serviksin açılması, eylemin ikinci evresinde ise bebeğin önde gelen kısmının doğum kanalında ilerlemesi ve etraf dokularda gerilme yaratması, epizyotomi açılması anne adayının ağrı duymasına yol açar. Bu ağrının algılanması bireyler arası önemli farklılıklar gösterir: Ağrı eşiği yüksek olan anne adayları bu ağrıları çok şiddetli olarak algılamazken, ağrı eşiği düşük olanlar ağrıyı dayanılmaz olarak tanımlayabilirler. Bazı anne adayları normal doğum sancılarını çekmeyi doğal olarak kabul ederler ve anne olma gibi kutsal bir amaca hizmet ettiğinden katlanmaya çalışırlar. Doğal doğum adı verilen bu durumda anne adaylarına kendileri talep etmedikçe ağrılarını hafifletmek için herhangi bir müdahalede bulunulmaz. Ancak anne adaylarının önemli bir kısmı doğum eyleminin vereceği sancılardan doğal olarak korkarlar ve tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanmak isterler. İşte epidural anestezi bu amaçla geliştirilmiş ve yaygın olarak kullanılan güvenli bir yöntemdir. Amacı doğum eyleminin verdiği ağrıları tamamen dindirmek ya da en azından dayanılabilir bir seviyeye indirmektir.

Hastalara Önerilerimiz

Gebelik takibine başlanmadan önce kesin tanı için gebelik testi yapılmalı ve/veya ultrasonda gebelik gözlenmelidir. Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet gecikmesi en az 10 gün olmalıdır. Erken gebelikte yapılan ultrasonografi ile; gebelik normal mi, gebelik uterus içinde mi, bir dış gebelik söz konusu mu, bebek canlı mı, mol gebeliği veya çoğul gebelik mevcut mu olduğu ayırt edilebilir.

Normal gebelik takibi dışında bazı acil durumlarda mutlaka normal kontrol günü beklenmeksizin en kısa zamanda en yakın hastaneye başvurulmalıdır.Şiddetli ve sürekli baş ağrısı ,Uzun süren mide ağrıları, Görmede bulanıklık , Kanama , Su boşalması, El ayak ve yüzde şişme, Çok sık kusma ,38 Derecenin üstünde ateş, 7. Aydan sonra bebeğinin 12 saatte 10 defadan az oynaması.

Gebelik esnasında özel bir sakınca yoksa gebelik normal yaşantıyı etkilemez. Düzenli olarak gebelik kontrolleri yaptırılmalıdır. Doktora danışmadan ilaç kullanılmamalıdır. İlk üç ay içinde röntgen çektirilmemeli, röntgen çekilen alanlarda durulmamalıdır. Ateşli ve döküntülü hastalardan uzak durulmalıdır. Meme bakımına gebelikte başlanmalıdır. Alkol ve sigara içilmemelidir. Beslenmeye dikkat edilmelidir. Diş bakımına önem verilmelidir. Uyku düzenine dikkat edilmeli, aşırı yorgunluktan kaçınılmalıdır. Rahat,geniş ve doğal giysiler kullanılmalıdır. Vücut temizliğine özen gösterilmelidir. Uzun yolculuklardan kaçınılmalıdır. Çok ağır iş yapılmamalıdır. Hafif yürüyüşler tavsiye edilir.Ve doğum mutlaka bir sağlık kuruluşunda yapılmalıdır.

Laparoskopi

Laparoskopi, göbekaltından ve kasık bölgelerinden 1 cm lik insizyonlar açılarak rahim ve yumurtalıklara ulaşılan bir cerrahi müdaheledir. Halk arasında kapalı ameliyat olarak adlandırılan bu yöntemle, tüp ligasyonu, kist ekstirpasyonu ve diagnostik amaçlı girişimler yapılabilmektedir.

alt

 

Kadın Hastalıkları Ve Doğum bölümündeki uzman doktorumuz: Op.Dr. İbrahim Karaca,Op.Dr. Ömer KESKİN

 




© 2012 T.C. Sağlık Bakanlığı Aliağa Devlet Hastanesi. Tüm Hakları Saklıdır.